21 Ekim 2014 Salı

Gece

Saat gece yarısı ...
Aklımda fikirler ,
sigaramın dumanına eşlik eden sessizlik ...
Milyonlar uykuda ...
Pencereden o huzur veren ışığını izliyorum sokak lambasının ve rüzgarı dinliyorum , her esintisinde beni benden alıp , tutup hayallerimin tam ortasına atan rüzgarı ve gecenin masumiyetini dinliyorum ...
Ahh gece !
Var mı senden huzurlusu ?
Var mı senden kabahatlisi ?
Var mı senden beni alikoyabilecek bir el ?
Uzaklardan gelen ,senden daha sessiz , senden daha huzurlu bir el ?

Konuşsana gece !
Neden susuyorsun?
Anlatsana sende bağıra çağıra içindekileri ...

Bir sarhoş edasıyla haykırsana romanlara sığmayacak anılarını ,yaşanmışlıklarını , en kötü ve en güzellerini ...

Susma be gece ,susma ...

Sende susarsan , kim eşlik edecek bana ?
Kim huzur verecek bana artık ?

Ahh gece ...

Kimse bilemez seni , kimse hissedemez seni , kimse eşlik edemez sana , kimse eşlik edemez bana , benim sana senin bana eşlik ettiğin gibi ...

O ılık rüzgarlarını bilirler mi acaba şu yeni nesil ?
Hatırlarlar mı ki en sert soluklarını ?

Ahh be gece susmasan keşke ...

Sokak lambalarının altında kimseden habersiz mutluluklarını ,acılarını , hüzünlerini , kederlerini ve diğer tüm hislerini paylaştıklarını sanan bihaber insanlara ne demeli ?
Bilmiyorlar ki o her bir anlarında sen vardın yanlarında ,yüreklerinde senin verdiğin o neşe ,o tarifsiz duygu vardı . İnsanoğlu nankör be gece , senden aldıklarını ,senden habersiz sattılar ve yine sayende tatdılar , tatmadıkları sevdaları ...

Ahh be gece ne kelimeler var sende ,ne hikayeler , neler ve neler ...

Gece bugünlük benden de bu kadar bee , kafanı şişirdim , afbuyur . Yine aynı saatte , aynı heyecanla koşup geleceğim sana Gece hiç merak etme , ben hep yanındayım ve yanında olamasamda bil ki her an aklımdasın . Bana her an sen be gece ne olur gittim diye üzülme artık ...

Hem biliyorsun be gece , ben yine öyleyim işte ...

 *yt* 


Posted via Blogaway

18 Eylül 2014 Perşembe

Belgin Ertürk - Hasat Seslendirme : @whokerem

@whokerem

https://www.facebook.com/video.php?v=1493246200924265


HASAT


. 
. 
. 
* 
yaşam tuzaklara inat 
taze sancılarla iner 
hayatla tanışmak ah 

gençlik incir çekirdeği 
sonrası 
sonrası yorgunluğum 

ipi çekilmiş ürkekliktir şiir 
bu yüzden elime kalemi her aldığımda 
ayaklarımın mor dövmeleri aşınır 
gözlerimin yaprakları dörder beşer düşer 

sabah yolumu tıkar 
öğlen çullanır göğsüme 
gece ah gece kan kan üstüne! 


* 
güneşin tökezlediği o tepedeyim şimdi 
dikenlerin boy verdiği dilde! 
kaskatı bir yoksulluk üstündeyim 

toprağın büyüttüğü uzaklık önümde 
kayaların emdiği karanlık 
konuşan yıldızlar kuzeyden güneyden 

rutubetten ölmek üzere gözlerim 
uykum kırılır 
mutlak uyumalıyım 
mutlak uyumalıyım 


* 
omuzlarımda bir çöl 
lacivert gözleriyle dokunur nabzıma 
annem tutar elimi! 
annem bu acımasız savaşta olmalı mı 
olmalı 
elleri un kokan annem 
en muhteşem haliyle okşamalı kum dolu rüzgarları 

saçlarım kirlenmemeli 
kirli saçlarla ölmemeliyim örneğin 
göreceksem yeniden sabahı 
ıslak olmalıyım 
ve gül kokmalıyım 


* 
biliyorum 
“hala gövdesiz servilerle dolu” düşlerim 
ve suyun gerçek tadı bulutlarımın ortasında 
yağmalıyım 

alacakaranlık izler dokunmalı gür sesime 
dünyada olmamın bedeli bu 
ateşleri emzirmeliyim 
ve susmaları 

deniz kesen ellerimle 
nihayet ölmeliyim 
ölümü her dilde mühür 
her dilde sarı yapraklı eylül 
. 
. 
.


Belgin Ertürk 

2 Eylül 2014 Salı

29 Haziran 2014 Pazar

PAPATYA


Öyle bir olmalısın ki dünyamda ,
Bütün dünyanın aşkları bir yana ,
Gözlerinden, ta benliğime damlayan yaşın bir yana .

Gözlerinin ufkuna baktığımda ,
Kalemimden kan akıtırcasına ,
Dünyanın bütün sayfalarını doldurmalıyım aşkla .

Hadi çık gel artık bana muamma,
Mutlu et beni sonsuzluklarında,
Sen olmalısın ıssız,sessiz dünyamdaki son papatya
...

*yt*